0.0/5 derecelendirme (0 oy)

Bir Şefkat Masalı

Aksiyon-16.01.2006

Engellilerin her zaman yardıma muhtaç olduğunu, kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşılayamadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Onlar; işitme, görme ve bedensel engelli; ama hepsi birer anne?

Çocukları da kendilerinin aksine sağlıklı.

Hiç merak ettiniz mi bir engelli anne bebeğini nasıl büyütür, hayata nasıl hazırlar? Onlar, engellerine rağmen engelleri aşan anneler.

Geceleri uyuyamayan minik bebekler anne babalar arasında hep şikâyet konusudur. Uykunun en tatlı yerini bölen bir bebek hıçkırığı özellikle de annelerin kâbusudur aslında. Hele bir de her gece defalarca tekrarlanıyorsa? Bebeklerin zamanlı zamansız ağlaması genelde ebeveynleri rahatsız eder. Tabii ki geceleri bölünen her uyku, bir zaman sonra büyük bir eziyete dönüştüğü için? Haklı olarak; ne var bunda diyebilirsiniz. Peki, her gece onlarca kez de olsa bebek sesiyle uyanmanın büyük bir nimet olduğunu düşündünüz mü hiç? Şimdiye kadar aklınıza gelmediyse işitme veya görme engelli, felçli annelerin hikâyelerini okuyunca bunun şükredilmesi gereken büyük bir nimet olduğunu anlayacaksınız. Hem de yüreğinizde hissederek?

Şüphesiz annelik bütün dünyanın kabul ettiği sayılı ortak değerler arasında. Kadının hayatını değiştiren, onu şefkat, merhamet ve fedakârlık abidesi haline getiren bir haslet. Beşikten mezara kadar elinden tuttuğu yavrusunun varlığını hiçbir mutluluğa, sevgiye, huzura değişmeyen bir anne için hayat, bebeğini kucağına aldığı andan itibaren bir başka anlam kazanır. Onunla yatar, onunla kalkar; onunla yer, onunla içer? “Annelik zor zanaat” diye boşuna dememişler. Çünkü yaşananlar meşakkatli, zor bir süreçtir.

İstanbul Göztepe’de yaşayan Gülçin Erdiş (35), 12 yıldır Kadıköy Belediyesi Dursun Demirli Anaokulu’nda şef yardımcısı olarak görev yapıyor. Anaokulunda çalışan ilk bedensel engelli olarak tanınıyor. Anne değil ama her yıl 40-50 çocuğun büyümesine gün içinde katkıda bulunup geçici de olsa ‘annelik’ yapıyor. Ayrıca Türkiye’nin ilk engelli yamaç paraşütçüsü olan Erdiş bu mesleği seçmesinin sebebini şöyle izah ediyor:

“Çocuklara çok küçük yaşta sakatı ve sakatlığı anlatabilmek önemliydi. Onlara bir sakatın nasıl yaşadığını, hareket ettiğini, gezdiğini öğretmek istedim. Artık onlar toplum içindeki sakatlara ‘uzaylı’ gibi bakmayacak. Beni tanıyan çocuklar büyüdüğünde sakatlara yardımcı olup onları anlayacak.”

Ona göre diğer öğretmenlerden bir farkı yok; çünkü normal bir öğretmen elini, kafasını, yüreğini ortaya koyuyor. Tıpkı kendisi gibi. Üstelik görünen ve görünmeyen sakatlıklar var. Onunkinin tek farkı görünüyor olması.

Tuba KABACAOĞLU – 2006

  • 1014

Yorumlar (0)

Yorum bırak

Yorumlarınız misafir olarak yayınlanacak.